TEŞEKKÜRLER COVID

Covid-19

Bilmiyorum artık bu kadar gerizekalıca bir şükran duygusu yaşayan başka insan var mı benden başka şu hayatta? Yoksa ben mi iyice salaklaştım, doğan güneşe, açan çiçeğe, içtiğim suya şükrederek kafayı yedim bilmiyorum ama düşündüm ki son 2 ay 10 gün hayatımda nelerin değiştiğini yazmam lazım. Listeleyeyim ki unutmayayım. Bu iş daha da uzarsa bu listeye ekledikçe ekleyeyim. Ki bir pozitif uyumlama yapmış olayım, kısaca her şey de bir hayır vardır sözünü kendi kendime bir kez daha ispatlamaya çalışıyorum.

  • Sosyal medyayı aktif olarak kullanmaya başladım. Eski arkadaşlarımı buldum. Türkiye’me doydum. Arkadaşlarıma. Özlediklerime. Müziklere. Kitaplara. Yemek tariflerine. Buralara adapte olayım diye ihmal ettiklerime. Özüme.
  • Günlük koşturma içerisinde bir kez bile naber diyemediğim arkadaşlarımla rutin konuşur oldum. Şaka değil. Telefonda uzun uzun konuşuyoruz. Mesajlaşıyoruz. Dedikodu bile yapıyoruz. Ne büyük bir lüksmüş geyik yapmak. Bunu bir kez daha anladım.
  • Bir kitap kulübü kurduk. Bunu yapmakla kalmayıp rutinde konuşacak, takip edecek, manifestolar yazacak bir disiplin bile oluşturduk. Şükrediyorum aynı dili konuşabildiğim dostlarım varmış diye. Ne büyük bir ayrıcalık biliyor musunuz her şeyi, her halinizle konuşabildiğiniz insanlara sahip olmak.
  • Yazı yazmaya başladım. Yıllardır çalıştığım kitabımı finalize etmek için önüme çıkardım. Yazma bloku sendromu yaşadığım süreci kırdı Covid. Dedi ki heyt kendine gel otur klavye başına. Toparlan oyalanma sağda solda.
  • Meditasyon manyağı oldum. Obses oldum. Meditasyonu nasıl rutine oturturum diye son bir kaç yıldır uğraşıyor bir türlü yapamıyordum. Sıra gelmiyordu. Olmuyordu. Beceremiyordum. Billons dizisinde Axe’ın stres atmak için girip oturduğu odada HeadSpace kullandığını gördüğüm an girip app’i almış olmama rağmen bir türlü sistemi oturtamamıştım. Ama Covid becerdi. Sabah bir, akşam bir olmak üzere. Biri kısa biri daha uzun şekilde iki kez meditasyon yapıyorum. Hatta ve hatta kendime bir meditasyon köşesi yaptım evde. Kilimim, yastığım, lavanta yayan bir koku makinem, hatta duvarımda bir tapestrim bile var artık.
  • Mutfak ile bir nebze barıştım. Ekmek yapmayı öğrendim. Mantıyı öğrendim. Belki de şu an anlatırken haksızlık ediyorum, aslında barışmanın ötesinde aşk yaşıyoruz kendisi ile. Şimdi yaş pasta üzerine çalışıyorum. Kocamın doğumgününün ardından Mayıs ve Haziran’da tam dört doğum günü var çünkü evde. Covid kısıtlamaları sayesinde artık dışarıdan doğum günü pastası almamaya karar verdim. Göreceğiz ve yiyeceğiz ilk pastayı Mayıs’ın 27’sinde Emre’nin doğum gününde. Ardından Haziran 3 Rüzgar, 19 bendeniz ve 30 Kaila olmak üzere bol bol pasta yiyeceğiz bu günlerde.
  • Çiçeklerime, bahçeye doydum. Bu bahar her birinin açmasını, büyümesini, değişmesini, saniye saniye izleyen bir kamera gibiyim. Doya doya izliyorum. Bu sene geçen yıl fark etmediğimiz bir ağacımız olduğunu fark ettik. Hem kızdık, hem şaşırdık kendimize. Cidden ne çok ihmal etmişiz bazı şeyleri gerçekten görebilmeyi Covid öncesinde.
  • Kendim için son yıllarda asla vakit ayırıp yapamadığım bir şeyi de yapmayı becerdim. Artık sadece benim kullandığım, kimsenin girip hiçbir şeye dokunamadığı bir oda yaptım. Çalışma odası. Mabedim. Mağaram. Sığınağım. Kimsenin oturamadığı bir masa, elleyemediği kalemler, kağıtlar, her şeyi benim sadece benim olan fokus alanım. Çalışma odam. Ne mutluyum size anlatamam.
  • Yıllardır yapmak istediğim bir şeyi daha yaptık. Doğrusu yaptık. Bir arınma, temizlenme, içe dönüş çalışmasını bitirmek üzereyiz. 3 arkadaş 21 günlük bir yazma-çizme-dinleme ve okuma-tekrarlama-planlama odaklı bir challenge olayını alnımızın akıyla 19 Mayıs günü yani bugün bitiriyoruz. Deepak Chopra seni seviyoruz. Sesini duyamadan ne yapacağım bilmiyorum ama şimdiden bu rutinin yerine ne koyacağımı düşünürken bugün onu da çözdük. Şu an okuduğumuz kitabın derslerini ve verdikleri görevleri yapmaya başladık.
  • Covid için evde olmak yaşadığım reflü rahatsızlığını iyileştirdi resmen. Hem de ilaçsız olarak. Düzenli beslenmek, bol su içmek, daha çok uyumak, tamam kaygılarımız büyük olsa da bedenime iyi geldi. Son bir aydır reflü öksürüğüm yok, rahat rahat Türk Kahvemi içebiliyorum, hatta içki bile içebiliyorum. Şükürler olsun!
  • Ah bu öğlen uykuları. Kaçamaklar. Öyle bir alıştım ki. O yarım saatlik göz kapama bile insana nasıl iyi geliyor. Hele hele meditasyon sonrası alıyorsam öğle uykusunu, tarif edemem, uyandığımda tüm bedenim sanki yeniden kodlanmış oluyor. Hayat eskiden normal sandığımız çılgınlığa geri dönerse ne yaparım vallahi kara kara düşünüyorum.
  • Daha evde kalma süreci başladığında o sırada okuduğum bir kitaptan ilham alıp kendi kendime konuşmam lazım dedim. Çocukken kimse okumazsa okumasın ben yatağımın yanına yazarım, koluma yazarım, bacağıma yazarım diye yaptıklarımı hatırlayıp. Her yerden bir kağıt, duvarlarda yazılar, koluma ve avucumun içine yazdığım şeylerle olurdu. İşte buna benzer bir şey yaptım Pınar dedim sen böyle bir iki ay evde kalırsan delirirsin. Gittim kendime bir Twitter hesabı açtım başladım anlık içimdekileri yazmaya. Şimdi dönüp dönüp okuyup kahkahalar atıyorum. Kendime gülüp, eğleniyor hatta o anki hislerimi düşünüp aydınlanma yaşıyorum. Gerçekten zaman insanın bir sürü şeye bakış açısını değiştiriyor. Hem de bir iki günde bile. Size de tavsiye ederim. Bakın aşağıda bir iki örnek veriyorum. İşte bakın burada kendi kendime terapi yapıyorum!

  • Sabun yapmayı öğrendim Tam 1 aydan fazladır kendi el sabunlarımızı kendimiz yapıyoruz. Anlatamam ne şahane olduklarını. Hayatım boyunca Hacı Şakir Beyaz Sabun manyağı olarak koklaya koklaya bir hal oldum. Şimdi sabun bulunamazken acaba yapabilir miyiz dedim ve tataaaa sabunu dışarıdan satın alma konusunu bitirdim. İşin ilginci deneye yanıla öyle bir formül ürettik ki kocamla beraber şu an başka sabun kullanamıyoruz. Her el yıkamada hem biz, hem çocuklar avuç içlerimizi içimize çeke çeke kokluyoruz.

Tüm bunların dışında en önemli şey ise bana göre azla yetinme kabiliyetimizi geliştirdi Covid. Bugün markete gitmesem de olur, şimdi bunu almasam da olur, bunun şimdi zamanı değil diyerek daha çok -gerek yok- demeye başladık hepimiz. Bir parça tuvalet kağıdı veya peçetenin önemini anladık. En önemlisi tüm insanlık olarak istediğimiz zaman istediğimiz şeye erişmenin tek gücünün para olduğunu sanma yanılgımız bitti, bişeyler değil çok şey anlamını yitirdi. Tamam belki travmatik ancak Covid deneyimi çok şeyi değiştirdi ve halen değiştiriyor. İnsanlık, yaşam sistemleri, ekonomi, tüketim ve alışkanlıklar, eğitim, iletişim altüst oldu. Şimdi bize sadece bu süreci güzelce izlemek, en pozitif şekilde uyum sağlama yollarını bulmak düşüyor.

Bir de anın kıymeti bilmek! Anın kıymetini en iyi şekilde bilmek.

Not. Bu yazıyı okuduğunuz sitenin varlığı bile Covid sayesinde. Şükürler olsun! Binlerce kere.

 150 Kez Okundu

What's Your Reaction?
DAHA ÇOK YAZ
21
NEEE?
0
OFF
0
VAY BE!
7
İLK YORUMU SEN YAP (0)

YORUM YAP

E-Posta adresiniz hiçbir yerde gösterilmeyecektir.